يَبْدَأُ بِرِجْلِهِ الْيُمْنَى, وَيَقُولُ: أَعُوذُ بِاللَّهِ العَظِيمِ, وَبِوَجْهِهِ الْكَرِيمِ, وَسُلْطَانِهِ الْقَدِيمِ, مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ. [بِسْمِ اللَّهِ, وَالصَّلَاةُ] [وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ] اللَّهُمَّ افْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ
(Sağ ayağıyla girer ve şöyle der:) Yüce Allah'a, O'nun kerîm vechine ve ezelî saltanatına sığınırım, kovulmuş şeytandan. [Allah'ın adıyla, ve salât] [ve selâm Allah'ın Resulüne olsun.] Allahım! Bana rahmetinin kapılarını aç.
Kaynak: Abu Dawud, Sahihul-Jami' As-Saghir (Hadith no. 4591), Ibn As-Sunni (Hadith no. 88), Abu Dawud 1/126, Sahihul-Jami' 1/528, Muslim 1/494, Ibn Majah 1/128-129.